Girişimcilik: Hayaller, Riskler
ve Öğrenilmiş Dersler

Girişimcilik, çoğu zaman dışarıdan bakıldığında heyecan verici, özgürlük vadeden ve hızlı başarılarla dolu bir yolculuk gibi görünür. Oysa içinden geçen herkes bilir ki; bu yolculuk aynı zamanda belirsizliklerle, başarısızlıklarla, yeniden denemelerle ve sabırla örülüdür. Benim hikâyem de tam olarak böyle bir yolculuk.

Bugüne kadar farklı sektörlerde, farklı coğrafyalarda girişimcilik deneyimleri yaşadım. Kimi zaman başarılı oldum, kimi zaman ise güzel derslerle geri döndüm. Ama her adımda öğrendiğim en büyük gerçek şu oldu: Girişimcilik, yalnızca bir iş kurma serüveni değil; aynı zamanda kendini keşfetme yolculuğu.

İlk Kıvılcım: New York’ta Bir Parkmetre

1981 veya 1982 yılında New York sokaklarında hayatımda ilk kez bir parkmetre gördüm. O an içimde tarifsiz bir heyecan uyandı. Arabaların düzenli şekilde park ettiğini görmek, insanların dakikalarla yarışarak bozuk para atması, şehir yaşamının farklı bir düzenlemesi. Hepsi bana “Bu sistem bir gün İstanbul’da da olabilir” dedirtti.

O gün farkında olmadan girişimcilik duygumun ateşi yandı. Bundan on yıl sonra, İstanbul sokaklarına parkmetre uygulamasını getirmek için girişim başlattım. Türkiye’deki ilk parkmetre uygulamasını Şişli’de Samanyolu sokakta başlattım 1994 yılında. Bugün bildiğimiz İSPARK’ın temellerine önemli bir katkı yapacağımı o günlerde bilmiyordum. Ama New York’taki o parkmetre bana şunu öğretti: Bir girişimcinin en büyük sermayesi, gördüğü fırsatları hayal gücüyle birleştirmesidir.Bugüne kadar farklı sektörlerde, farklı coğrafyalarda girişimcilik deneyimleri yaşadım. Kimi zaman başarılı oldum, kimi zaman ise güzel derslerle geri döndüm. Ama her adımda öğrendiğim en büyük gerçek şu oldu: Girişimcilik, yalnızca bir iş kurma serüveni değil; aynı zamanda kendini keşfetme yolculuğu.

Aileden Gelen Birikim

Benim girişimcilik serüvenim yalnızca New York sokaklarında değil, çok daha önce Antakya’da ailemin köklerinde başlamıştı. Madencilik ve inşaat malzemeleri üretimi üç yapan bir ailenin içinde büyüdüm. Çocuk yaşta işletme, ticaret ve emeğin kıymetiyle tanıştım. Aile şirketimizde edindiğim ilk tecrübeler, bana bir girişimcinin yalnızca sermaye değil; aynı zamanda vizyon, sabır ve insan ilişkilerine yatırım yapması gerektiğini öğretti.

Üniversite döneminde edindiğim çeşitli iş tecrübeleri ve küçük girişim denemeleri, risk almanın yalnızca finansal bir konu olmadığını; aynı zamanda zaman, enerji ve itibarın da bu sürecin ayrılmaz parçaları olduğunu öğretti.

Amsterdam’da Bir Karşılaşma: Şansı Görmek

Nisan 1992’de Amsterdam’daki Intertraffic fuarına, Amerikalı parkmetre üreticisi bir şirketin yetkilisi Clark Selby ile görüşmek üzere gitmiştim. Aslında aklımda sadece  İstanbul’da parkmetre fikrini hayata geçirmek vardı. Ancak fuarda yolum halat üreten İngiliz şirketin yetkilisi Graham Sharp ile kesişti.

Graham, esnek halatlı otokorkuluk üreten firmanın müdürüydü. Onunla tanışmam hayatımın yönünü değiştirdi; çünkü parkmetre işinden bağımsız, bambaşka bir fırsatla karşılaşmıştım. Türkiye’de neredeyse hiç bilinmeyen bu sistemin özellikle şehir içi ve Boğaz yollarında güvenliği sağlamada büyük bir çözüm olacağını gördüm. 1993 yılında ise İstanbul’da ilk montajı başarıyla gerçekleştirdik.

Bu karşılaşma bana girişimciliğin en büyük gerçeğini bir kez daha hatırlattı: Bazen fırsatlar planladığınız yerden değil, hiç beklemediğiniz anda karşınıza çıkar.

Amerika Serüveni: Hayalleri Test Etmek

1996’da Seattle’a taşınmamla birlikte girişimcilik yolculuğum yeni bir boyut kazandı. ABD’de geçirdiğim yıllar bana küresel bir bakış açısı kazandırırken, fırsatların yanında sert rekabetin de varlığını gösterdi. O dönemde özellikle hızla büyüyen puro trendini fark ederek 1997’de puro mağazaları açtım. Türk malı TEKEL marka makine purolarını ilk kez Amerika’ya sattım. Bu girişim bana doğru ürünü, doğru zamanda doğru pazara sunmanın gücünü öğretti.

Yıllar sonra oğlumun köpeği Yoda için evimize kargo ile kutu içinde gelen bir ilaç bana bambaşka bir fikir verdi, yeni bir kapı açtı. O kutudan ilham alarak ‘karton kutu işine’ girdim. E-ticaret ve lojistikte ciddi bir talep vardı; Türkiye’den Amerika’ya karton kutu ithal edip depoluyor ve dağıtıyorduk. İş hızla büyüdü, ancak pandemiyle birlikte tedarik zincirleri kırılana kadar sürdü. Bu süreç bana kriz yönetimi, ölçeklenme ve dayanıklılık konusunda benzersiz dersler kazandırdı.

Ardından Miami’de bir arkadaşımla ortaklaşa bir start-up başlattım. Ancak bu kez işi yönetecek doğru insanı bulamadığımız için girişim hayal kırıklığı ile sonlandı. Bu bana girişimcilikte “ekip uyumunun” ve insan kaynağının en az sermaye kadar önemli olduğunu öğretti.

Amerika’daki en büyük dersim şuydu: “Girişimcilik, doğru fikri bulmaktan daha çok, yanlış fikirlerden hızlıca vazgeçebilme cesaretidir.” Orada öğrendiğim esneklik, hızlı karar alma becerisi ve fırsatları değerlendirme refleksi bugün hâlâ iş hayatımda en çok kullandığım araçlardan biridir.

Amerika Serüveni: Hayalleri Test Etmek

2005 yılında farklı bir alanda, gayrimenkul sektöründe yeni bir girişime soyundum. Kendi emlak ofisimi açarak sıfırdan bir ekip kurdum. Sadece danışmanlık yapmakla kalmadım; aynı zamanda ekibin gelişimine odaklandım, onlara takım koçluğu yaparak birlikte büyümemizi sağladım. Kısa sürede oldukça başarılı bir ofis haline geldik.

Bu deneyim bana, emlak işinin yalnızca gayrimenkul satışıyla sınırlı olmadığını gösterdi. İşin özünde güçlü insan ilişkileri kurmak, güven inşa etmek ve etkili bir ekip liderliği yapmak vardı. Bugün verdiğim girişimcilik eğitimlerinde hâlâ bu dönemde öğrendiklerimi örneklerle paylaşıyorum.

Ancak hikâye burada bitmedi. Sektörde ilerledikçe daha büyük bir sorun fark ettim: Eğitimli, nitelikli ve benim istediğim kalibrede emlak danışmanlarını bulmak çok zordu. İşte bu ihtiyaç, beni yeni bir girişime yönlendirdi. Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde Gayrimenkul Danışmanlığı Sertifika Programı başlattım.

Program büyük bir başarıya ulaştı. Türkiye’de farklı markalara binlerce emlak danışmanı yetiştirme fırsatımız oldu. Ayrıca büyük bir bankaya özel düzenlenen sertifika programıyla iki bin banka çalışanını eğittik. Bu girişim, yalnızca emlak sektörüne değil, eğitim alanına da kalıcı bir katkı sağlamamı mümkün kıldı.

Çin, Afrika, İtalya ve Ukrayna Deneyimleri: Küresel Perspektif

Son yıllarda girişimcilik yolculuğum daha çok Çin, Afrika ve Avrupa’da yoğunlaştı. Çin’de, İtalya’da, Fildişi Sahili’nde ve Ukrayna’da farklı projelere adım attım; bir kısmı hâlâ devam ediyor.

Bu süreçte şunu çok net gördüm: Her ülkenin girişimcilik kodları farklı. Bir yerde işe yarayan bir yöntem, başka bir yerde tamamen etkisiz olabiliyor. Yerel kültürü anlamadan, oradaki insanlarla sağlam bağlar kurmadan kalıcı bir iş yapmak neredeyse mümkün değil.

Çin bana sabrın gücünü, Afrika iletişim için dil bilmenin kritik rolünü, Ukrayna hızlı adaptasyonu, Türkiye dayanıklılığı; Amerika ise fırsatları zamanında değerlendirmeyi, doğru insanlarla yol almanın değerini ve kriz dönemlerinde direnç göstermeyi öğretti.

Girişimcilikten Öğrendiklerim

  • Vizyon sahibi olmak: Bir girişim, sahibinin hayal gücü kadar büyür
  • Riskleri doğru yönetmek: Risk kaçınılmazdır ama yönetilebilir
  • İnsan odaklı olmak: Doğru ekiple başarı şansa bırakılmaz.
  • Esneklik: Değişen şartlara hızlı uyum sağlayamayan girişim, uzun vadede kaybeder.
  • Başarısızlıktan korkmamak: Her başarısızlık, aslında gelecekteki başarının tohumudur.

Sonuç: Girişimcilik Bir Yaşam Biçimi

Girişimcilik benim için bir iş modeli olmaktan öte, bir yaşam biçimi. Nerede olursam olayım, hangi sektöre girersem gireyim, içimdeki girişimci ruh beni yeni fırsatlar aramaya, denemeye, öğrenmeye ve paylaşmaya yönlendiriyor.

Bugün geriye dönüp baktığımda, gördüğüm şey yalnızca kurduğum işler ya da aldığım riskler değil; aynı zamanda kurduğum dostluklar, kazandığım tecrübeler ve paylaştığım hikâyeler.

Benim girişimcilik yolculuğum hâlâ devam ediyor. Çünkü girişimcilik, aslında hiç bitmeyen bir yolculuk. Her yeni fikir, her yeni insan, her yeni deneyim bu yolculuğun yeni bir durağı oluyor.

Son söz:

Eğer siz de girişimci olmayı düşünüyorsanız, şunu aklınızda tutun: Başlamak için “mükemmel zamanı” beklemeyin. Çünkü girişimcilikte en doğru zaman, bugün.